İnsanın yavaş yavaş yok oluşu, düşmanlarından değil… Düşünmeden hayatına aldığı “yakın”larından başlar. Psikoloji bunu…

View this on Instagramİnsanın yavaş yavaş yok oluşu, düşmanlarından değil…
Düşünmeden hayatına aldığı “yakın”larından başlar.
Psikoloji bunu romantize etmeden söylüyor.
Yanında durduğun insanlar, kim olduğunu sessizce yeniden yazar.
Beyin dediğin şey, bulunduğu ortamın duygusunu kopyalar.
Sürekli kaygılı, eleştirel, huzursuz insanların içinde kalırsan;
bir süre sonra bunun senin duygun olup olmadığını ayırt edemezsin.
Harvard’ın 80 yılı aşkın süredir devam eden Adult Development Study’i çok net:
Mutluluğu ne para açıklıyor, ne statü, ne de “başardım” dediğin anlar.
Asıl belirleyici olan şey, ilişkilerinin kalitesi.
Kiminle yan yana durduğun…
kimin yanında kendin olmaktan yorulmadığın.
Ama işte orası karışık.
Çünkü her yakınlık şifa değildir.
Bazı dostluklar bağırmaz, çağırmaz; sessizce aşındırır.
Seni küçülten şakalar, görünmez sınır ihlalleri, bitmeyen kıyaslar…
“Bir şey yokmuş” gibi görünür ama içeride bir şeyler eksilmeye başlar.
Ve zamanla beden bunu taşır: uykusuzluk, yorgunluk, iç sıkıntısı.
Ruh sağlığı yalnızca terapi randevularından ibaret değil.
Kiminle konuşabildiğin kadar, kiminle susabildiğin…
Kimin yanında rol yapmadan var olabildiğin de iyileşmenin bir parçası.
Gerçek dostluk seni dönüştürmeye çalışmaz.
Sana alan açar.
Büyürken yanında durur, hızını kesmez.
Herkes “iyi insan” olabilir.
Ama herkes sana iyi gelmez.
Bazen en büyük farkındalık,
hayatından birilerini çıkarmakta değil…
kendini onlardan geri almaktadır.
ındalıkyolculuğu
İnsanın yavaş yavaş yok oluşu, düşmanlarından değil…
Düşünmeden hayatına aldığı “yakın”larından başlar.
Psikoloji bunu romantize etmeden söylüyor.
Yanında durduğun insanlar, kim olduğunu sessizce yeniden yazar.
Beyin dediğin şey, bulunduğu ortamın duygusunu kopyalar.
Sürekli kaygılı, eleştirel, huzursuz insanların içinde kalırsan;
bir süre sonra bunun senin duygun olup olmadığını ayırt edemezsin.
Harvard’ın 80 yılı aşkın süredir devam eden Adult Development Study’i çok net:
Mutluluğu ne para açıklıyor, ne statü, ne de “başardım” dediğin anlar.
Asıl belirleyici olan şey, ilişkilerinin kalitesi.
Kiminle yan yana durduğun…
kimin yanında kendin olmaktan yorulmadığın.
Ama işte orası karışık.
Çünkü her yakınlık şifa değildir.
Bazı dostluklar bağırmaz, çağırmaz; sessizce aşındırır.
Seni küçülten şakalar, görünmez sınır ihlalleri, bitmeyen kıyaslar…
“Bir şey yokmuş” gibi görünür ama içeride bir şeyler eksilmeye başlar.
Ve zamanla beden bunu taşır: uykusuzluk, yorgunluk, iç sıkıntısı.
Ruh sağlığı yalnızca terapi randevularından ibaret değil.
Kiminle konuşabildiğin kadar, kiminle susabildiğin…
Kimin yanında rol yapmadan var olabildiğin de iyileşmenin bir parçası.
Gerçek dostluk seni dönüştürmeye çalışmaz.
Sana alan açar.
Büyürken yanında durur, hızını kesmez.
Herkes “iyi insan” olabilir.
Ama herkes sana iyi gelmez.
Bazen en büyük farkındalık,
hayatından birilerini çıkarmakta değil…
kendini onlardan geri almaktadır.
ındalıkyolculuğu




