Uncategorized

Bazı kurumlarda tuhaf bir denklem var. Anormal eylemler normalleştiriliyor, normal tepkiler ise etiketlenecek bir…

View this on Instagram

Bazı kurumlarda tuhaf bir denklem var.
Anormal eylemler normalleştiriliyor,
normal tepkiler ise etiketlenecek bir suç gibi sunuluyor.
Yönetici bağırıyor, tehdit ediyor, görmezden geliyor, küçük düşürüyor.
Toplantıda susuyor, koridorda ima ediyor, mesajda inkâr ediyor.
Ama biri buna “Bu doğru değil” dediği anda…
etiket hazır:
“Zor biri.”
“Manipülatif.”
“Uyumsuz.”
“Takım ruhuna zarar veriyor.”
Ve sahne kuruluyor.
Mobbinge maruz kalan çalışanın verdiği en insani, en doğal tepki,
bir anda “kriz”, “problem”, “tehdit” olarak yeniden yazılıyor.
Çünkü anormal olanı sorgulamak,
sistemi rahatsız eder.
Asıl manipülasyon nerede biliyor musunuz?
Anormal davranışı kişiselleştirmeyip,
ona tepki veren kişiyi psikolojikleştiren yerde.
“Biz öyle demek istemedik.”
“Yanlış anladı.”
“Çok hassas.”
“Herkesle sorun yaşıyor.”
Böylece gerçek, tek bir kişinin üzerine yıkılır.
Kalabalık rahatlar.
Yönetici aklanır.
Sistem korunur.
Ve sonra devreye “aklayan ekipler” girer.
Sessiz kalanlar…
“Ortayı bulalım” diyenler…
“Şimdi sırası mı?” diye fısıldayanlar…
“İdare et, geçer” uzmanları…
Onlar kötü değildir.
Sadece konforlarını adaletin önüne koymuşlardır.
Ama bilmedikleri bir şey var:
Bir kurumda yanlış davranış değil,
yanlışa verilen doğru tepki yalnızlaştırılıyorsa
orada kültür değil, örtbas vardır.
Mobbing mağdurunu manipülasyonla suçlamak,
yöneticinin hatasını değil,
kurumun vicdanını ifşa eder.
Çünkü sağlıklı organizasyonlarda:
Anormal davranış sorgulanır
Normal tepki korunur
Güç, haklılığı ezmez
Kalabalık, gerçeğin üstünü örtmez
Diğerlerinde ise…
Sessizlik “olgunluk”,
boyun eğmek “profesyonellik”,
itiraz etmek “tehlike” sayılır.
Ve en acısı şudur:
Bu düzeni savunanlar,
bir gün aynı yalnızlıkla karşılaştıklarında
neden kimsenin ses çıkarmadığını anlamazlar.
Oysa cevap basittir.
Bir zamanlar,
birinin sesini kısmayı
normal bulmuşlardır.
Farkındalık iz bırakır.
Ama bazen o iz,
önce yalnız bırakılanların omuzlarında görünür.
ındalıkyolculuğu

A post shared by @Gülşah Kara

Bazı kurumlarda tuhaf bir denklem var.
Anormal eylemler normalleştiriliyor,
normal tepkiler ise etiketlenecek bir suç gibi sunuluyor.
Yönetici bağırıyor, tehdit ediyor, görmezden geliyor, küçük düşürüyor.
Toplantıda susuyor, koridorda ima ediyor, mesajda inkâr ediyor.
Ama biri buna “Bu doğru değil” dediği anda…
etiket hazır:
“Zor biri.”
“Manipülatif.”
“Uyumsuz.”
“Takım ruhuna zarar veriyor.”
Ve sahne kuruluyor.
Mobbinge maruz kalan çalışanın verdiği en insani, en doğal tepki,
bir anda “kriz”, “problem”, “tehdit” olarak yeniden yazılıyor.
Çünkü anormal olanı sorgulamak,
sistemi rahatsız eder.
Asıl manipülasyon nerede biliyor musunuz?
Anormal davranışı kişiselleştirmeyip,
ona tepki veren kişiyi psikolojikleştiren yerde.
“Biz öyle demek istemedik.”
“Yanlış anladı.”
“Çok hassas.”
“Herkesle sorun yaşıyor.”
Böylece gerçek, tek bir kişinin üzerine yıkılır.
Kalabalık rahatlar.
Yönetici aklanır.
Sistem korunur.
Ve sonra devreye “aklayan ekipler” girer.
Sessiz kalanlar…
“Ortayı bulalım” diyenler…
“Şimdi sırası mı?” diye fısıldayanlar…
“İdare et, geçer” uzmanları…
Onlar kötü değildir.
Sadece konforlarını adaletin önüne koymuşlardır.
Ama bilmedikleri bir şey var:
Bir kurumda yanlış davranış değil,
yanlışa verilen doğru tepki yalnızlaştırılıyorsa
orada kültür değil, örtbas vardır.
Mobbing mağdurunu manipülasyonla suçlamak,
yöneticinin hatasını değil,
kurumun vicdanını ifşa eder.
Çünkü sağlıklı organizasyonlarda:
Anormal davranış sorgulanır
Normal tepki korunur
Güç, haklılığı ezmez
Kalabalık, gerçeğin üstünü örtmez
Diğerlerinde ise…
Sessizlik “olgunluk”,
boyun eğmek “profesyonellik”,
itiraz etmek “tehlike” sayılır.
Ve en acısı şudur:
Bu düzeni savunanlar,
bir gün aynı yalnızlıkla karşılaştıklarında
neden kimsenin ses çıkarmadığını anlamazlar.
Oysa cevap basittir.
Bir zamanlar,
birinin sesini kısmayı
normal bulmuşlardır.
Farkındalık iz bırakır.
Ama bazen o iz,
önce yalnız bırakılanların omuzlarında görünür.
ındalıkyolculuğu

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu