Tecrübe Hayatın Gizli Mizahıdır, Düşe Kalka Öğreten En Büyük Ders
Hataların içindeki tebessümü keşfedenler, hayata daha bilge ve hafif yürür

Tecrübe, Hayatın Espirili Tarafı
Tecrübe nedir, bilir misiniz?
Hayatın “bak, yine mi aynı yere düştün?” deyip hafifçe gülümsediği, ardından dostça sırtımıza hafifçe dokunduğu o tatlı an…
Bazen sandığımız kadar acımasız değil; hatta çoğu zaman, kel kaldığımızda elimize tarak tutuşturacak kadar da ince esprili.
Sanmayın ki tecrübe sadece hataların toplamıdır. Bazen de yanlış sandığınız yoldan dönerken, yol kenarında size bir bank buldurur — oturup dinlenin diye.
Hayat, “Ben sana tarak uzattım, sen hâlâ eski fotoğraflarına bakıyorsun” diye içten içe gülümser.
Kabul edelim,
Kimimiz gençken hep ileriye koşmak isterken, zamanın aceleci yolcusu olduk.
Meğer yolda alınan her küçük yara, hayatın gizli mizah anlayışıymış.
Sonunda anladık ki:
Tecrübe, ne kadar “başarı” biriktirdiğimiz değil,hayata kaç kez kahkaha attığımız, kaç defa ayağa kalkıp “Eh, bundan da bir şey öğrendik” dediğimiz anların toplamıymış.
Ve işin güzeli…
O tarağı elinize verdiklerinde “Ee, şimdi ne yapacağım?” demeyin. Çünkü aslında tecrübe dediğiniz şey; hayatın fırçası, sizin de boyanacak yeni bir tablonuz olduğunun işaretidir. Kalan saçlarla, yeni bir yolculuğa başlamak ya da kalan ışıkla yeni bir pencere açmak…
Bazen asıl tecrübe, hiçbir şey yolunda gitmemişken bile tebessüm edebilmektir.
Bugün aynada kendinize bakıp, “Hala saçım var mı?” diye değil; “Bu baştan geçenlere, bir tebessüm borçluyum” diyorsanız,
İşte o gün, gerçek tecrübeye selam veriyorsunuz.




