Farkında Olmadan Başlayan Yolculuk: İnsanın Kendi Misyonunu Keşfetmesi
Hayat bazen seni uyandırmadan değiştirir; iyilikle beslenen bir ruhun farkındalıkla nasıl dönüşüm yarattığının gerçek hikâyesi

Farkında Olmadan Başlayan Bir Yolculuk
Bazen hayat, en büyük yolculuğunu sana fark ettirmeden başlatır. Bir iş yerinin kurum kültürünü anlamaya çalışırken, insan farkında olmadan kendi kültürünü — yani yaşam felsefesini — keşfetmeye başlar. Yıllarca “Sen kendinin farkında değilsin” cümlesini duydum. O kadar farkında değildim ki, ne demek istediklerini bile anlamadım. Aslına bakarsanız, çok da umurumda değildi. Ne olabilirdim ki? Farkında olsam ne değişirdi ki? Benim için, Nasrettin Hoca’nın “Hiç yahu” mertebesindeydim. Sonu yoktu..Yani vardı da yoktu; sonsuz olan ve benden sonra devam edecek bir yaşamda, yok olacağım yerlerin çok da önemi olmadı. Unvansızlık ve ruhumdaki mütevazılık adı altında gizlediğim “boşvermişlik” beni özgür kılıyordu. İnsan bir şey olmaya kalktığında illa bir sorumluluk yüklenirdi: “Artık bu senin görevin” denirdi. Tamam, sorumlulukları severim ama değişkenlik olmalı. Nereye kadar? Hem ben aynı kalmayı da sevmem. Değişim diri tutar.
Bir gün, +40 yaşta, “Bir dakika” dedim. Kendime zaman zaman “gerizekâlı” demeyi de severim; çünkü bazı şeyleri anlamam zaman alır. Ve fark ettim ki; benim sadece gördüğüm değil, öyle yaşamayı da seçtiğim bir misyonum var. Lanet de denebilir ama ben iyilik yapmaktan beslenirim. Yapınca mutlu olurum. Hayattan keyif alırım.
Sonra, sıkıştığım yerden çıkmak için insan aramaya başladım. Ama iyi insanlar… Benim iyilik yapabileceğim, onların da beni geliştirebileceği insanlar. Uzun süre insansız hava sahasında nefessiz kaldığım için olsa gerek.
“Yola çık, sana yol görünür” derler ya, benimki de öyle bir hikâyeydi. Hayalini kurduğum iyilik yapan insanları izlerken, özendiğim insanlardan biri olmaya başlamıştım galiba.
Kim ne yaşatmış olursa olsun, kötülük yapmamayı seçmem bundan kaynaklıydı. Bunun da bir standardı olmalı, uyarıyorum 😊 Bu yanımı korumak hiç kolay olmadı. Dolandırıldım, aç kaldım, genç yaşlarımda sahip olmadığım kadar borcun altında ezildim, yalnız bırakıldım, iftiraya uğradım… Birçok insanın farklı zamanlarda yaşayabileceği yollardan ben de geçtim. Ve 4 yıl önce, babamı kaybettim. Babam, sanki hayalimin ne olduğunu biliyordu. Ablam ve bana, “Kızlarım, insanlara iyilikten vazgeçmeyin. Malınızdan, maneviyatınızdan sakınmayın. Zannetmeyin ki sizden eksilir, aksine siz cömert olursanız hayat size cömert davranır. Bu da benim size bırakacağım tek mirasım olsun.” dedi. Ve ebedi istirahatine çekildi. Onun mirası, sanki hayat bulacakmış gibi, beni insan ile imtihan etti.
Zamanla yazmaya başladım. Yazdıkça çoğaldım. Tanıdığım tanımadığım insanlara, hayatımın her alanından bilerek ya da bilmeyerek dokunur oldum. Bu yolun beni nereye götüreceğini bilmiyorum. Tek amacım; iyi insanlarla huzurla kesişen yollarda buluşmak..
Hayat, insan hayal ederken plan yaparmış. Belki de her şey, insan hayal kurarken isteklerine kavuşmaya hazırlanması içindir. Ve kendinize sorun, bugün yaşadığınız hayatı, acaba kaç zaman önce hayalini kurdunuz.
Hayallerinize sınır koymayın.
Farkındalıkla yaşamamız dileğiyle!




