Son zamanlarda ebeveynlerin en çok konuştuğu konu şu:“Çocuklar okulda zorbalığa maruz kalıyor.” Herkes birini…

Son zamanlarda ebeveynlerin en çok konuştuğu konu şu:“Çocuklar okulda zorbalığa maruz kalıyor.”
Herkes birini suçluyor.
Diğer çocukları.
Diğer aileleri.
Öğretmeni.
Sistemi.
Peki biz?
Biz yetişkinler gerçekten masum muyuz?
Kurumsal hayatta şunu çok net görüyorum:
Zorbalık çocuklukta başlamıyor.
Zorbalık yetişkin dünyasında ustalaşıyor.
Toplantıda söz kesmek.
Fikri küçümsemek.
Birini görünmez yapmak.
Arkasından konuşup yüzüne gülmek.
Başarısını değersizleştirmek.
Yükselen birine “kim bilir nasıl yükseldi” iması bırakmak.
Bunların hiçbiri fiziksel değil.
Ama hepsi psikolojik.
Ve çoğu zaman adı bile konmuyor.
Biz yetişkinler, kendi söyleyemediğimiz eksikleri başkalarının üzerinden örtmeyi çok iyi biliyoruz.
Kendi yetersizliklerimizi, başkasının karakterini tartışarak telafi etmeye çalışıyoruz.
Kendi cesaretsizliğimizi, başkasının itibarını aşındırarak dengeliyoruz.
Sonra da çocuklarımızın okulda zorbalık yapmasından şikâyet ediyoruz.
Çocuk model alır.
Model evde başlar, iş yerinde devam eder, gündelik hayatımızda normalleşip yaşam alanlarımıza sirayet eder.
Dedikodu kültürü olan bir kurumda etik beklemek ne kadar gerçekçi?
Kıskançlığın rekabet diye sunulduğu bir ortamda sağlıklı liderlik mümkün mü?
Sessiz dışlamanın “profesyonellik” diye paketlendiği yerde güven inşa edilebilir mi?
Benim bir düsturum var:
Herkes önce kendi kapısının önünü temizlemeli.
Ama bunu yaparken çöpünü başkasının önüne atmadan.
Kurumsal hayatta en sık gördüğüm şey şu:
İnsanlar kendi hikâyelerini büyütmek için başkasının hikâyesini küçültmeye çalışıyor.
Oysa gerçek güç, başkasını bastırmadan da var olabilmektir.
Gerçek liderlik, görünmez zorbalık yapmadan da etkili olabilmektir.
Gerçek olgunluk, eksiklerini başkasının üzerinden değil, kendinle yüzleşerek tamamlamaktır.
Eğer yeni neslin daha bilinçli, daha adil, daha şefkatli olmasını istiyorsak,
önce yetişkin dünyasının dilini dönüştürmeliyiz.
Çünkü çocuklar zorba doğmaz.
Zorbalığın normalleştirildiği iklimlerde büyürler.
Ve bazen en sert zorbalık, kravatlıdır.
En incitici olanı, “profesyonel” bir tonla söylenir.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şu:
Ben kurumsal hayatta hangi davranışımla görünmez bir zorbalık üreticisiyim?..
…




