Gafletle Başlayan Yolun Sonu: İnsan Artık Uyanır
Hayatın tokadıyla uyananların masal değil gerçek okuduğu yerde başlar dönüşüm; kimi netleşir, kimi sonsuza dek yanlış anlaşılır.

“Gafletle Başlayan, Farkındalıkla Bitmez”
Gaflet nedir bilir misiniz?
Ben çok iyi bilirim.
Hatta bir dönem, başarıyı gökten düşen ödül zannederken, hırsın beni ayakta tuttuğunu değil, içten içe çürüttüğünü fark etmedim.
İsmini unuttuğum gençliğimde, kendime “patron gibi davranmayı” marifet saydığım zamanlarda…
Kâğıttan tahtlar kurup, onları başarı zannettiğim zamanlarda…
Evet, işte o anlarda derin bir gaflet uykusundaydım.
Ama mesele burada başlıyor:
Bu uykudan kimse sizi tatlı bir melodramla uyandırmıyor.
Hayat, burnun sürtünsün diye suratına hayatı tokat gibi vuruyor.
Ve işte o an uyanıyorsunuz.
Bir gün bakıyorsunuz:
Tezgahtan geçmişsiniz.
Ve bu tezgâhtan tek başınıza çıktıysanız…
Artık size eyvallahı olmayan bir hal geliyor.
Sorgulamıyorsunuz.
Kodları çözüyorsunuz.
Sistemin neresinin çürük, neresinin cilalı olduğunu görüyorsunuz.
Ama bu yeni “görme” hâli, herkesi mutlu etmiyor.
Sizi eskiye döndüremeyenler,
“Hassas, kırılgan, kontrolcü” yaftalarıyla etiket yapıştırıyor.
Oysa siz sadece başkalarının görmek istemediği şeyleri çok önce görmüş birisiniz.
Ve artık öngörüyorsunuz.
Kurmuyorsunuz.
Ama şunu da bilmelisiniz:
Dip görmüş insanlar, aynı sofrada otururken tabakları değil, gözleri okur.
O yüzden sizin duruşunuz, bazılarına tehdit gibi gelir.
Çünkü onlar hâlâ masal dinliyordur.
Sizse çoktan hesap defterini açmışsınızdır.
Gaflet sadece bir boşluk değil; aynı zamanda dönüşümün başladığı yerdir.
Ama oradan çıkanlar ya fazlasıyla net olur…
Ya da sonsuza dek yanlış anlaşılır.
Siz hangisisiniz?




