Şikâyet Kültürü Kurumları Yavaşlatır, Cesaretle Değişimi Başlatanlar Kazanır
Kurumsal hayatta sızlanma alışkanlığı neden görünmez bir duvar örer ve harekete geçenler sistemi nasıl dönüştürür?

Aut viam inveniam aut faciam..!
Kurumsal hayatta bir grup var ki, neredeyse görünmez bir departman gibi çalışıyor, “Şikâyet ve Sızlanma Departmanı.”
Bütçesi yok, hedefi yok, KPI’sı yok…
Ama her gün mesaiye tam zamanında başlıyorlar.
İlk cümle hep aynı,
“Burada hiçbir şey değişmez.”
İronik olan, o cümleyi yıllardır aynı masada, aynı kahve kupasının arkasından söylüyor olmaları. Harekete geçmek mi?
O, hep “yarın yapılacaklar” listesinde.
Şikâyet etmeyi bir rahatlama yöntemi haline getirmiş durumdalar.Ama fark etmedikleri bir şey var:Bu döngü, sadece onların enerjisini değil, etraflarındaki herkesin motivasyonunu da yavaş yavaş tüketiyor.
Bir noktadan sonra şikâyet, bir “durum” değil, bir “kültür” oluyor. Ve bu kültür, kurumu ileri taşımak isteyenlerin önünde görünmez bir duvar örüyor.
İş dünyasında asıl mesele şikâyet etmek değil; o şikâyeti masadan kaldıracak cesareti gösterebilmek.
Çünkü hareket etmeyen bir şikâyet, sonunda sadece gürültüye dönüşüyor.




