Uncategorized

Bu satırlar süslenmek için yazılmadı. Anlatmak için yazıldı. Çünkü bazen anlatmazsan, içerde büyüyen şey…

View this on Instagram

Bu satırlar süslenmek için yazılmadı.
Anlatmak için yazıldı.
Çünkü bazen anlatmazsan, içerde büyüyen şey seni anlatıyor.
İnsan bazen sessizce yoruluyor.
Ne büyük bir felaket var ortada,
ne de dramatik bir sebep.
Sadece yük birikiyor.
Sorumluluklar, beklentiler, güçlü durma refleksi…
Hepsi üst üste.
Ve bir anda fark ediyorsun:
Güçlü durmak artık güç vermiyor.
Son günlerde içimde tarif edemediğim bir sıkışma vardı.
Dışarıdan bakınca işler yolunda.
Üretkenim, ayaktayım, devam ediyorum.
Ama içerde bir yerde
“Ben neredeyim?” diye soran bir ses dolaşıyor.
Ve o sesi susturdukça
başkalarına karşı sabrım azalıyor.
En sevdiklerime bile.
Nedenini bilmiyorum.
Yorgunluk mu,
yüklenilmiş roller mi,
yoksa yıllardır aralıksız ‘idare eden’ taraf olmak mı?
Ama bildiğim bir şey var:
O eşik geldi.
Ya kendimi yok sayarak devam edeceğim
ya da durup direksiyonu tekrar elime alacağım.
O anda farkı yaratan şey yine büyük bir motivasyon konuşması olmadı.
Bir aydınlanma da yaşamadım.
Sadece küçük ama net bir karar verdim:
Bugün kendimi görmezden gelmeyeceğim.
Kaçmadım.
Yatağa sığınıp her şeyi erteleyebilirdim.
Ama hareket ettim.
Bedenimi yordum, zihnimi susturdum.
Terledim, nefes aldım, sesimi duydum.
Ve şunu fark ettim:
Bazen iyileşmek,
kendini toparlamak değil
kendinle yeniden temas kurmakmış.
Şu ara şunu biliyorum:
Benim iyi hissetmem lüks değil.
İhmal edilebilecek bir detay hiç değil.
Ben iyi olmazsam
ne kurduğum cümleler sağlam olur
ne tuttuğum alanlar.
O yüzden artık “idare etmeye” değil,
iyi olmaya niyetliyim.
Sessizce.
Gösterişsiz.
Ama kararlı.
Peki ya sen?
Son zamanlarda kendin için neyi erteledin?
Ve bugün, küçücük de olsa
neyi geri alabilirsin?
ındalıkyolculuğu

A post shared by @Gülşah Kara

Bu satırlar süslenmek için yazılmadı.
Anlatmak için yazıldı.
Çünkü bazen anlatmazsan, içerde büyüyen şey seni anlatıyor.
İnsan bazen sessizce yoruluyor.
Ne büyük bir felaket var ortada,
ne de dramatik bir sebep.
Sadece yük birikiyor.
Sorumluluklar, beklentiler, güçlü durma refleksi…
Hepsi üst üste.
Ve bir anda fark ediyorsun:
Güçlü durmak artık güç vermiyor.
Son günlerde içimde tarif edemediğim bir sıkışma vardı.
Dışarıdan bakınca işler yolunda.
Üretkenim, ayaktayım, devam ediyorum.
Ama içerde bir yerde
“Ben neredeyim?” diye soran bir ses dolaşıyor.
Ve o sesi susturdukça
başkalarına karşı sabrım azalıyor.
En sevdiklerime bile.
Nedenini bilmiyorum.
Yorgunluk mu,
yüklenilmiş roller mi,
yoksa yıllardır aralıksız ‘idare eden’ taraf olmak mı?
Ama bildiğim bir şey var:
O eşik geldi.
Ya kendimi yok sayarak devam edeceğim
ya da durup direksiyonu tekrar elime alacağım.
O anda farkı yaratan şey yine büyük bir motivasyon konuşması olmadı.
Bir aydınlanma da yaşamadım.
Sadece küçük ama net bir karar verdim:
Bugün kendimi görmezden gelmeyeceğim.
Kaçmadım.
Yatağa sığınıp her şeyi erteleyebilirdim.
Ama hareket ettim.
Bedenimi yordum, zihnimi susturdum.
Terledim, nefes aldım, sesimi duydum.
Ve şunu fark ettim:
Bazen iyileşmek,
kendini toparlamak değil
kendinle yeniden temas kurmakmış.
Şu ara şunu biliyorum:
Benim iyi hissetmem lüks değil.
İhmal edilebilecek bir detay hiç değil.
Ben iyi olmazsam
ne kurduğum cümleler sağlam olur
ne tuttuğum alanlar.
O yüzden artık “idare etmeye” değil,
iyi olmaya niyetliyim.
Sessizce.
Gösterişsiz.
Ama kararlı.
Peki ya sen?
Son zamanlarda kendin için neyi erteledin?
Ve bugün, küçücük de olsa
neyi geri alabilirsin?
ındalıkyolculuğu

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu