Uyandıran Hikâyelerle Kendine Ayna Tutmak: Farkındalıkla Başlayan İçsel Uyanış
Sustukça büyüyen yüklerden yazıyla arınmaya, menfaatten özdeğere uzanan bir bilinç yolculuğu

“Hikâyeler Uyandırmak içindir..
Hikâyeler çocukları uyutmak için; büyükleri uyandırmak için yazılır.
Ben de galiba tam buradan başladım.
Çünkü insanın zihni bazen, tabiri caizse, geviş getiren bir makineye döner.
İçine attığın her şey, günü gelince ya taşar ya taşır.
Ben de dedim ki:
İçimde tutup dert olacağına, dışarı çıkıp mert olsun.
Zaten yiğitlik, koridorlarda değil, er meydanında belli olur.
“Herkesin bir hikâyesi var” diyorum ya…
Benimkiler sadece bana ait değil.
Ben anlatırken, bir başkasının sustuğu yerden kelimeler çıkıyor.
O yüzden “kime ne benim hikâyemden?” sorusu aslında çok masum bir savunma.
Çünkü hiçbir hikâye tek kişilik değil.
Ben kişisel menfaatle pek ilgilenmedim.
Bu da beni, ironik şekilde, menfaatsiz bir insan yapıyor.
Dolayısıyla menfaatle hüküm sürenlerin kurduğu sofra bana hep dar geldi.
Herkesi kendine biat ettirmek isteyenlerle neden anlaşamadığım da burada yazılı.
Ama şunu net söyleyeyim:
Benim anlamadığım insan sayısı çok azdır.
Benimle anlaşamayanlar ise çoğu zaman kendi içindeki kusurla yüzleşmek istemeyenlerdir.
Ben aynayım;
Yansıttığım şey hoşlarına gitmediğinde aynayı suçlarlar.
Saygı duymadıkları noktada bile saygısızlığa girmem ben.
Mesafenin hayat kurtardığını acı tatlı çok gördüm.
Bir de kusurlarını güçle kapatmaya çalışanlar var…
Kusursuz görünme çabası, kusurun en görünür hâlidir aslında.
Ne yaparsan yap, gören gözden saklanmaz.
İşte benim hikâyelerim böyle başladı:
Sözlerim yetmeyince, sesim kesilmeye çalışılınca…
Manipülasyonla yorulup, kendimi açıklamaktan bunalınca.
Bir şeylerin değişmeyeceğini fark ettiğimde.
Kalabalığın yanlışı doğruya çevirdiği anlarda…
Sonra dedim ki:
“Madem öyle, sazı eline al.”
Yaz.
İyileş.
İyileştir.
Gittiğin yeri güzelleştirmeye kendinden başla.
Bir kişiye dokun, bir kişiye nefes ol, bir kişiye ışık ol.
Çünkü sosyal konularda tek doğru yok;
Ama insanî değerlerde tek bir sabit var:
Özdeğer.
Ve kişi kendindeki değeri bilirse, girdiği hiçbir ortam değerini bozamaz.
Ve belki…
Belki böyle böyle güzelleşir her şey.
Benim hikâyem de tam burada başladı:
Uyutmak için değil, uyandırmak için yazmaya karar verdiğim yerde.




