Başarı mı Mutluluk mu? Bizi Gerçekten Kim “Başarısız” İlan Ediyor?
Toplumun yargıları, mecburiyetle seçilen hayatlar ve içten içe tükenen “başarı hikâyeleri” üzerine düşündüren bir farkındalık yolculuğu

Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?
Başarısızlığı nasıl tanımlarsınız?
Ya da daha önemlisi; bir şeyde gerçekten başarısız olduğunuza sizi kim, nasıl ikna eder?
Ben kendimi kolay kolay “başarısız” olduğuma ikna edemeyenlerdenim. Çünkü bence başarısızlık dediğimiz şey, çoğu zaman iş dünyasında bir rekabet alanı yaratmak için ürettiğimiz yargılardan ibaret.
Tabi “Sizi başarısız olarak tanımlayan, hatta ‘beceremez’ deyip o uçurumdan atan; denemenizden bile, sizin başarınızdan korkan, başarısızlığın ete kemiğe bürünmüş hallerini de unutmayın. :)”
Belki de sorun burada başlıyor.
Kendimizi yeterince tanımıyoruz.
Yeteneklerimizin farkında değiliz.
Ve çoğunlukla mecbur kaldığımız işler yüzünden, kendi hikâyemizin kahramanı olamıyoruz.
Bir düşünün; kaçımız gerçekten hayalini kurduğu işi seçerek bugünkü hayatında var oldu? Bu konu aslında öyle ince, öyle derin ki… ucu eğitim sistemimize kadar uzanıyor.
Ama ben başka bir yerden soracağım:
Başarılı olduğunuzda mutlu musunuz? Yoksa “başarılı olacağım” diye yavaş yavaş tükenenlerden mi?
Hiç şöyle oldu mu mesela; mutlu olduğunuz için başarılı olduğunuz bir deneyiminiz?
Başardığınızda sizi besleyen, sizi gerçekten motive eden şey neydi?
Başarı anında kendinize ve çevrenize karşı vicdanen huzurlu muydunuz?
Aslında derdim bu soruya yanıt almak değil.Derdim, sizin de kendinizi sorgulamanız.Belki de bu sorular, sizde bugüne kadar açmadığınız birkaç kapıyı aralar.
“Ya yeni bir yol bulacağız, ya yeni bir yol yapacağız” diyen Hannibal’ı hatırlayın.
Kendinizi keşfedin.




