Uncategorized

Sessizlikle Yönetilen Ekipler: Trip Atan Yöneticilerin Görünmeyen Liderlik Krizi Bazı yöneticiler vardır. Açık konuşmaz.…

View this on Instagram

Sessizlikle Yönetilen Ekipler: Trip Atan Yöneticilerin Görünmeyen Liderlik Krizi
Bazı yöneticiler vardır.
Açık konuşmaz. Netleştirmez. Yazıya dökmez.
Ama anlaşılmayı bekler.
Bir gün ekip üyesi işini yapmaya devam ederken,
hiçbir geri bildirim verilmeden,
hiçbir beklenti açıkça ifade edilmeden,
iletişim bir anda soğur.
Toplantılarda mesafe artar.
Mesajlar gecikir.
Bakışlar değişir.
Sebep sorulmaz.
Çünkü sebep paylaşılmaz.
Yönetici şunu düşünür:
“Benim ne istediğimi anlamalıydı.”
Oysa profesyonel hayatta beklentiler sezgiyle değil, iletişimle yönetilir.
Sorun çoğu zaman çalışanın işini yapmaması değildir.
Sorun, çalışanın yöneticinin olmak istediği kalıba girmemesidir.
İşte burada otorite,
liderliğin yerine geçmeye çalışır.
Net geri bildirim vermek yerine,
sessizlikle baskı kurulur.
Trip, bir disiplin aracı sanılır.
Mesafe, güç göstergesi zannedilir.
Sonra sözlü eylemler başlar.
İmalar, yan cümleler, kulis konuşmaları…
Ama hiçbir şey yazılı değildir.
Çünkü yazı;
sorumluluk, açıklık ve hesap verebilirlik demektir.
Ve bir noktada yönetici şikâyet eder.
Şikâyetin dili ise tanıdıktır:
“Ben öyle demedim.”
“Yanlış anladı.”
“Ben yapmadım.”
Kurumsal hayatta,
anaokulu refleksiyle kurulan ilk savunma cümleleri.
Ortada belge yoktur.
Net hedef yoktur.
Yazılı talimat yoktur.
Ama beklenti vardır.
Sessiz, belirsiz ve sürekli değişen bir beklenti.
Çalışan işini yapmıştır.
Ama “istenen insan” olmamıştır.
Ve işte tam burada liderlik kırılır.
Çünkü liderlik;
anlaşılmayı beklemek değil, anlatabilmektir.
Trip atmak değil, geri bildirim vermektir.
Otorite kurmak değil, güven inşa etmektir.
📌 Yazıya dökülmeyen her beklenti,
yönetim aracı değil, algı üretir.
Algıyla yönetilen ekiplerde
performans değil, korku büyür.
Farkındalıkla Kalın..!
ındalıkizbırakır
ındalıkYolculuğu

A post shared by @Gülşah Kara

Sessizlikle Yönetilen Ekipler: Trip Atan Yöneticilerin Görünmeyen Liderlik Krizi
Bazı yöneticiler vardır.
Açık konuşmaz. Netleştirmez. Yazıya dökmez.
Ama anlaşılmayı bekler.
Bir gün ekip üyesi işini yapmaya devam ederken,
hiçbir geri bildirim verilmeden,
hiçbir beklenti açıkça ifade edilmeden,
iletişim bir anda soğur.
Toplantılarda mesafe artar.
Mesajlar gecikir.
Bakışlar değişir.
Sebep sorulmaz.
Çünkü sebep paylaşılmaz.
Yönetici şunu düşünür:
“Benim ne istediğimi anlamalıydı.”
Oysa profesyonel hayatta beklentiler sezgiyle değil, iletişimle yönetilir.
Sorun çoğu zaman çalışanın işini yapmaması değildir.
Sorun, çalışanın yöneticinin olmak istediği kalıba girmemesidir.
İşte burada otorite,
liderliğin yerine geçmeye çalışır.
Net geri bildirim vermek yerine,
sessizlikle baskı kurulur.
Trip, bir disiplin aracı sanılır.
Mesafe, güç göstergesi zannedilir.
Sonra sözlü eylemler başlar.
İmalar, yan cümleler, kulis konuşmaları…
Ama hiçbir şey yazılı değildir.
Çünkü yazı;
sorumluluk, açıklık ve hesap verebilirlik demektir.
Ve bir noktada yönetici şikâyet eder.
Şikâyetin dili ise tanıdıktır:
“Ben öyle demedim.”
“Yanlış anladı.”
“Ben yapmadım.”
Kurumsal hayatta,
anaokulu refleksiyle kurulan ilk savunma cümleleri.
Ortada belge yoktur.
Net hedef yoktur.
Yazılı talimat yoktur.
Ama beklenti vardır.
Sessiz, belirsiz ve sürekli değişen bir beklenti.
Çalışan işini yapmıştır.
Ama “istenen insan” olmamıştır.
Ve işte tam burada liderlik kırılır.
Çünkü liderlik;
anlaşılmayı beklemek değil, anlatabilmektir.
Trip atmak değil, geri bildirim vermektir.
Otorite kurmak değil, güven inşa etmektir.
📌 Yazıya dökülmeyen her beklenti,
yönetim aracı değil, algı üretir.
Algıyla yönetilen ekiplerde
performans değil, korku büyür.
Farkındalıkla Kalın..!
ındalıkizbırakır
ındalıkYolculuğu

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu