Taht Değişir Ama Düzen Kalır: Kurumları İçten Çürüten Görünmeyen Sadrazamlar
Liderler giderken hikâyeyi yazanlar kalıyorsa, çürüme koltukta değil fısıltıyla kurulan düzendedir

Bir varmış, bir yokmuş…
Bir zamanlar çok uzak diyarlarda, adı kulağa ne kadar hoş gelse de içi çoktan çürümüş olan
“İYİ NİYETLER BAHÇESİ KRALLIĞI”
varmış.
Bu krallıkta ilginç bir düzen hâkimmiş.
Başkasına ait olan her şey hoyratça kullanılır, tüketilir, harcanırmış.
Ama sıra halka gelince hep aynı söz söylenirmiş:
“Yok.”
“İmkân yok.”
“Şartlar zor.”
Depolar doluymuş ama pazarlar hep boş gösterilirmiş.
Günün birinde kral gitmiş.
Nasıl gittiği pek konuşulmamış.
Zaten asıl mesele de bu değilmiş.
ÇÜNKÜ GİTMEYEN BİRİ VARMIŞ:
SADRAZAM.
Taht boş sanılmış ama hiç boş kalmamış.
Defterler sadrazamdaymış.
HİKÂYELER ONDAN GEÇER, İSİMLER ONUN DİLİNDE ŞEKİL ALIRMIŞ.
Kim yükseliyor, kim seviliyor, kim alkış alıyorsa
ilk onun kulağına fısıldanırmış.
Yeni bir kral gelmiş.
Tahta oturmuş ama sarayın haritasını bilmiyormuş.
Kim kimdir, kim neyi temsil eder, kim neden konuşulur…
Bunların hepsini sadrazam anlatırmış.
Ve her anlatının sonunda aynı cümle varmış:
“MAJESTELERİ, BU KİŞİ SİZE TEHDİT OLABİLİR.”
Krallıkta artık kılıç çekilmezmiş.
Zaten gerek de yokmuş.
Bir fısıltı yetermiş.
Bir rapor, biraz süslenmiş bir gerekçe,
bir niyetin çarpıtılmış hâli…
Sonra biri sessizce saraydan çıkarmış.
Gidenin ardından hep aynı kelimeler bırakılırmış:
“Uyumsuzdu.”
“Güven vermedi.”
“Krallığın menfaatleri…”
Sadrazamın defteri ise kabardıkça kabarmış.
Her giden kelleyle koltuğu biraz daha sağlamlaşmış.
ÇÜNKÜ O ÇOK İYİ BİLİRMİŞ:
KRAL DEĞİŞİR.
TAHT DEĞİŞİR.
AMA HİKÂYEYİ ANLATAN DEĞİŞMEZSE, GERÇEK DE DEĞİŞMEZ.
Üstelik sadrazam kendini hiç kötü hissetmezmiş.
Yaptıklarını “İSTİKRAR ”,
korkusunu “SADAKAT ”,
düzenini “iyi NİYET ” diye adlandırırmış.
En çok da düşünenleri sevmezmiş.
Soranları.
Hatırlatanları.
Geçmişi bilenleri.
Çünkü onlar tehdittir.
Ve tehditler kalırsa, kurulan düzen sorgulanırmış.
Bu bir masal gibi anlatılır.
Ama bugün birçok kurumda:
Yönetici değişir.
Genel müdür gider, yenisi gelir.
CEO değişir.
Ama sadrazam kalır.
Ve asıl tehlike şudur:
Bir kurumu çürüten çoğu zaman tahtta oturan değildir.
Tahtın arkasında korkuyla hikâye yazanlardır.
Bir kurum, en parlak insanlarını “TEHDİT ” diye harcamaya başladıysa,
sorun liderlikte değil,
fısıltıyla kurulan düzendedir.




