Uncategorized

Belki de mesele başına bir şey gelmemesi değil, başına gelenle dürüst bir ilişki kurabilmek.…

View this on Instagram

Belki de mesele başına bir şey gelmemesi değil, başına gelenle dürüst bir ilişki kurabilmek.
Bu cümleyi düşündüğümde aklıma hep şu geliyor:
İnsan kendini ne sanıyor ve ne olmaya razı?
Diyelim ki bir domatessiniz.
Taze, diri, bütün…
Herkesin kolayca tanımladığı, tek bir formda sevdiği hâlinizle.
Sonra hayat geliyor.
Bir baskı, bir ağırlık, bir el…
Eziliyorsunuz.
İşte tam orada soru başlıyor.
“Ben artık ne oldum?” değil,
“Ben şimdi ne yapacağım?”
Çoğumuz o anda şunu soruyor:
“Ezildim… Artık çöpe mi atılacağım?”
Çünkü zihnimiz hâlâ eski formumuza takılı.
Domates değilsem, ben değilim sanıyoruz.
Oysa salça olmak, domatesin inkârı değil.
Onun yoğunlaşmış hâli.
Kaynağı aynı, katkısı başka.
Form değişiyor ama öz kaybolmuyor.
Bir meyve olduğumuzu düşünelim.
Nasıl olursak olalım, sonunda yenileceğiz.
Bunu biliyoruz.
Öleceğimizi bildiğimiz hâlde yaşamak gibi bu.
O zaman asıl mesele şu değil mi:
Nasıl bir tat bırakacağım?
Tek başına, tek öğünlük bir parça mı olmayı seçerim?
Sadece kahvaltıda, sadece salatada…
Kısa bir an, sınırlı bir etki.
Yoksa salça olup bir yemeğin kaderini değiştirmeyi mi?
Altına imza atmadan, adım anılmadan, ama herkesin “bu yemeğin tadı başka” dediği yerden…
Dönüşüm tam olarak burada başlıyor.
Ezilmeyi kayıp sanmakla, ezilmeyi katkıya çevirmek arasındaki çizgide.
Hayat bizi her zaman seçtiğimiz gibi işlemez.
Ama biz, başımıza geleni neye dönüştüreceğimizi seçeriz.
Yeni bir değer olduğumuzu fark etmek mi, yoksa “ben artık eskisi değilim” diye üzülmek mi?
Belki de gerçek farkındalık şudur:
Eski hâlimizi kaybettiğimiz için yas tutmak yerine, yeni hâlimizin neye hizmet ettiğini görmek.
Çünkü bazı insanlar hayatta bütün kalır ama iz bırakmaz.
Bazıları da dağılır, yoğunlaşır ve başkalarının hayatına tat olur.
Ben uzun zamandır şuna inanıyorum:
Değer, korunmakta değil; dönüşüp katkı sunabilmekte.
Ve evet…
Bazen salça olmak, sadece domates kalmaktan çok daha anlamlıdır.
Gülşah Kara
ındalıkyolculuğu

A post shared by @Gülşah Kara


Belki de mesele başına bir şey gelmemesi değil, başına gelenle dürüst bir ilişki kurabilmek.
Bu cümleyi düşündüğümde aklıma hep şu geliyor:
İnsan kendini ne sanıyor ve ne olmaya razı?
Diyelim ki bir domatessiniz.
Taze, diri, bütün…
Herkesin kolayca tanımladığı, tek bir formda sevdiği hâlinizle.
Sonra hayat geliyor.
Bir baskı, bir ağırlık, bir el…
Eziliyorsunuz.
İşte tam orada soru başlıyor.
“Ben artık ne oldum?” değil,
“Ben şimdi ne yapacağım?”
Çoğumuz o anda şunu soruyor:
“Ezildim… Artık çöpe mi atılacağım?”
Çünkü zihnimiz hâlâ eski formumuza takılı.
Domates değilsem, ben değilim sanıyoruz.
Oysa salça olmak, domatesin inkârı değil.
Onun yoğunlaşmış hâli.
Kaynağı aynı, katkısı başka.
Form değişiyor ama öz kaybolmuyor.
Bir meyve olduğumuzu düşünelim.
Nasıl olursak olalım, sonunda yenileceğiz.
Bunu biliyoruz.
Öleceğimizi bildiğimiz hâlde yaşamak gibi bu.
O zaman asıl mesele şu değil mi:
Nasıl bir tat bırakacağım?
Tek başına, tek öğünlük bir parça mı olmayı seçerim?
Sadece kahvaltıda, sadece salatada…
Kısa bir an, sınırlı bir etki.
Yoksa salça olup bir yemeğin kaderini değiştirmeyi mi?
Altına imza atmadan, adım anılmadan, ama herkesin “bu yemeğin tadı başka” dediği yerden…
Dönüşüm tam olarak burada başlıyor.
Ezilmeyi kayıp sanmakla, ezilmeyi katkıya çevirmek arasındaki çizgide.
Hayat bizi her zaman seçtiğimiz gibi işlemez.
Ama biz, başımıza geleni neye dönüştüreceğimizi seçeriz.
Yeni bir değer olduğumuzu fark etmek mi, yoksa “ben artık eskisi değilim” diye üzülmek mi?
Belki de gerçek farkındalık şudur:
Eski hâlimizi kaybettiğimiz için yas tutmak yerine, yeni hâlimizin neye hizmet ettiğini görmek.
Çünkü bazı insanlar hayatta bütün kalır ama iz bırakmaz.
Bazıları da dağılır, yoğunlaşır ve başkalarının hayatına tat olur.
Ben uzun zamandır şuna inanıyorum:
Değer, korunmakta değil; dönüşüp katkı sunabilmekte.
Ve evet…
Bazen salça olmak, sadece domates kalmaktan çok daha anlamlıdır.
Gülşah Kara
ındalıkyolculuğu

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu