Uncategorized

Lilith Sendromu: Kurumların Susturamadığı Kadın Gücü

Sorgulayan kadınlar neden “zor” ilan edilir? Kurum kültüründe özgünlüğün gölgeye itilmesini anlatan çarpıcı bir farkındalık yazısı

“Lilith Sendromu” – Bir Kadının Kurum Dışına Düşen Gölgesi

Her kurumun kapalı kapıları ardında bir kadının sesi kalır içeride. O konuşur, anlatır, önerir… Ama sonunda yalnızca yankısı döner kendisine. Çünkü bazı kurumlar,sesin tonunu değil, sahibini tartar.

Lilith’i tanıyor musunuz?

Mitolojide, eşit yaratıldığı hâlde itaat etmeyi reddeden ilk kadın. Sorguladığı için cezalandırılan, sınır kabul etmeyen bedeniyle değil, özgür ruhuyla tehdit sayılan.

Bugün o, formel bir karakter değil.
Adı geçmese de çoğu kurumun belleğinde gezinir. Bir adım geride duran, fikirleriyle yön verirken yüzü görülmeyen, özgün kaldığı için “zor” bulunan kadınlarda yaşar.

Lilit, her gün işe zamanında gelir. Prosedürlere uyar ama fikrini de söyler.
Çatışmadan yana değildir, ama gerekirse çekinmeden konuşur. Sadakatle karıştırılmayan bir vicdanla durur orada.
Ve bu, çoğu zaman sistemin ritmini bozar.

Çünkü o, uyum adı altında benliğini bırakmaz masaya. Katılır ama körü körüne değil. İtaat etmez ama saygısız da değildir.
Bazen sırf bu yüzden “çok bireysel” bulunur. Oysa sorun onun birey olması değil, bireyliğe tahammülü olmayan yapılardır.

Bazı kadınlar makamla var olmaz.
Varlığı, kararın ortasında değil kıyısında büyür. Ama o kıyıda durarak bile dengeyi değiştirir.

Ve ne yazık ki, bazı kurumlar bu değişimi tehdit olarak görür. Çünkü dönüşüm, önce bir huzursuzlukla gelir. Ve Lilit, çoğu zaman o huzursuzluğun diğer adıdır.

Gerçek uyum; susmakta değil,
farklılıklara kulak verebilmekte saklıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu