Uncategorized

HİKÂYE AYNASI, KİMİN ANLATTIĞI, KİMİN DİNLEDİĞİ VE NİYETİN GERÇEKLİĞİ Hikâye yazmak… Kimi zaman yaşanmışlığın…

View this on Instagram

HİKÂYE AYNASI, KİMİN ANLATTIĞI, KİMİN DİNLEDİĞİ VE NİYETİN GERÇEKLİĞİ
Hikâye yazmak…
Kimi zaman yaşanmışlığın tortusunu kelimelere dökmek, kimi zaman görülmeyeni görünür kılmak, bazen de başkasının içsel fırtınasına kendi sezgilerimizle eşlik etmektir. Çoğu insanda bu beceri, yalnızca hissettiği kadarını aktarabilme seviyesinde kalır. Bazılarında ise bir kudrete dönüşür; hikâyeyi yeniden kurma, bağlamı genişletme, söze nefes verme sanatına…
Ama bir gerçek hiç değişmez:
ŞEFFAF DEĞİLSEN, HİKÂYEYİ DEFORME EDERSİN.
Sorumluluk almaktan kaçıyorsan, kendi payını görmeye cesaret edemiyorsan, hikâyeyi anlatırken sen bile fark etmeden “kurgucuya” dönüşürsün. Çünkü insan, en büyük yanlışı en çok kendini aklamaya çalıştığında yapar.
Tıpkı 6 ile 9’un aynı anda iki ayrı doğru oluşu gibi; herkes kendi penceresinden haklı, kendi açısından tutarlıdır.
Ama bu, herkesin gerçeği söylediği anlamına gelmez.
Çünkü niyet, her hikâyenin görünmeyen mimarıdır.

BU YÜZDEN BİR HİKÂYEYİ DİNLERKEN ASIL SORU ŞUDUR:
KİM ANLATIYOR?
NEDEN ANLATIYOR?
NE ELDE ETMEYİ UMUYOR?

Birini yıkmak istiyorsanız, yanlış kişiye doğru hikâyeyi fısıldamanız yeterlidir.
Birini korumak istiyorsanız, eksik gerçeği bile doğru niyetle büyütürsünüz.
HİKÂYEYİ ANLATAN FIRSAT KOLLUYORSA;
DİNLEYEN DE DUYMAK İSTEDİĞİNİ DUYMAYA MEYİLLİYSE, İŞTE TAM ORADA GERÇEKLİK KENDİ GÖLGESİNE YENİLİR.
Bu noktada devreye özgüven, özdeğer, liderlik, olgunluk ve karakter gelir.
ÇÜNKÜ GÜÇLÜ İNSANLAR HİKÂYELERİ ÇARPITMAZ;
HİKÂYENİN İÇİNE KENDİ KARANLIĞINI SIZDIRMAZ;
KENDİNİ AKLAMAK İÇİN BAŞKASININ İTİBARINI YAKMAZ.

Zayıf olan ise tek bir yere tutunur: algı yönetimi.
Gerçekle yüzleşemeyen, anlatıyı kontrol etmeye çalışır.
Sözün dokusu bozulur, niyetin rengi açığa çıkar.

Tam da görseldeki cümlenin söylediği gibi:
“HİKÂYE YANLIŞ KİŞİ TARAFINDAN ANLATILDIĞINDA, HER ZAMAN KÖTÜ ADAM OLURSUN.”

ASLINDA MESELE KÖTÜ YA DA İYİ OLMAK DEĞİLDİR…
MESELE ŞUDUR:
HİKÂYENİN KAYNAĞI TEMİZ Mİ?
NİYETİ SAHİCİ Mİ?
VE EN ÖNEMLİSİ, DİNLEYEN KİŞİ GERÇEĞİ DUYMAYA HAZIR MI?

Kurumsal hayatta da ilişkilerde de toplumsal bağlarda da en büyük kırılma, hikâyenin kimin ağzından çıktığını sorgulamayı unuttuğumuz anda yaşanır.
Çünkü o an, gerçek değil; anlatan kazanır.

A post shared by @Gülşah Kara

HİKÂYE AYNASI, KİMİN ANLATTIĞI, KİMİN DİNLEDİĞİ VE NİYETİN GERÇEKLİĞİ
Hikâye yazmak…
Kimi zaman yaşanmışlığın tortusunu kelimelere dökmek, kimi zaman görülmeyeni görünür kılmak, bazen de başkasının içsel fırtınasına kendi sezgilerimizle eşlik etmektir. Çoğu insanda bu beceri, yalnızca hissettiği kadarını aktarabilme seviyesinde kalır. Bazılarında ise bir kudrete dönüşür; hikâyeyi yeniden kurma, bağlamı genişletme, söze nefes verme sanatına…
Ama bir gerçek hiç değişmez:
ŞEFFAF DEĞİLSEN, HİKÂYEYİ DEFORME EDERSİN.
Sorumluluk almaktan kaçıyorsan, kendi payını görmeye cesaret edemiyorsan, hikâyeyi anlatırken sen bile fark etmeden “kurgucuya” dönüşürsün. Çünkü insan, en büyük yanlışı en çok kendini aklamaya çalıştığında yapar.
Tıpkı 6 ile 9’un aynı anda iki ayrı doğru oluşu gibi; herkes kendi penceresinden haklı, kendi açısından tutarlıdır.
Ama bu, herkesin gerçeği söylediği anlamına gelmez.
Çünkü niyet, her hikâyenin görünmeyen mimarıdır.

BU YÜZDEN BİR HİKÂYEYİ DİNLERKEN ASIL SORU ŞUDUR:
KİM ANLATIYOR?
NEDEN ANLATIYOR?
NE ELDE ETMEYİ UMUYOR?

Birini yıkmak istiyorsanız, yanlış kişiye doğru hikâyeyi fısıldamanız yeterlidir.
Birini korumak istiyorsanız, eksik gerçeği bile doğru niyetle büyütürsünüz.
HİKÂYEYİ ANLATAN FIRSAT KOLLUYORSA;
DİNLEYEN DE DUYMAK İSTEDİĞİNİ DUYMAYA MEYİLLİYSE, İŞTE TAM ORADA GERÇEKLİK KENDİ GÖLGESİNE YENİLİR.
Bu noktada devreye özgüven, özdeğer, liderlik, olgunluk ve karakter gelir.
ÇÜNKÜ GÜÇLÜ İNSANLAR HİKÂYELERİ ÇARPITMAZ;
HİKÂYENİN İÇİNE KENDİ KARANLIĞINI SIZDIRMAZ;
KENDİNİ AKLAMAK İÇİN BAŞKASININ İTİBARINI YAKMAZ.

Zayıf olan ise tek bir yere tutunur: algı yönetimi.
Gerçekle yüzleşemeyen, anlatıyı kontrol etmeye çalışır.
Sözün dokusu bozulur, niyetin rengi açığa çıkar.

Tam da görseldeki cümlenin söylediği gibi:
“HİKÂYE YANLIŞ KİŞİ TARAFINDAN ANLATILDIĞINDA, HER ZAMAN KÖTÜ ADAM OLURSUN.”

ASLINDA MESELE KÖTÜ YA DA İYİ OLMAK DEĞİLDİR…
MESELE ŞUDUR:
HİKÂYENİN KAYNAĞI TEMİZ Mİ?
NİYETİ SAHİCİ Mİ?
VE EN ÖNEMLİSİ, DİNLEYEN KİŞİ GERÇEĞİ DUYMAYA HAZIR MI?

Kurumsal hayatta da ilişkilerde de toplumsal bağlarda da en büyük kırılma, hikâyenin kimin ağzından çıktığını sorgulamayı unuttuğumuz anda yaşanır.
Çünkü o an, gerçek değil; anlatan kazanır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu