Uncategorized

İnsan İlişkilerini Abarttıkça Abarttık… Ama En Çok da Zorlaştırdık Sabah saatlerinde çok değer verdiğim…

View this on Instagram

İnsan İlişkilerini Abarttıkça Abarttık… Ama En Çok da Zorlaştırdık

Sabah saatlerinde çok değer verdiğim bir arkadaşım ile konuşurken, ikimizde de aynı anda bir farkındalık belirdi:
Birbirimize aslında çok da önem vermediğimizi zannederken, farkında olmadan birbirimize ne büyük anlamlar yüklediğimizi gördük.

Gün içinde “Merhaba”, “Günaydın”, “Kolay gelsin” demekten bile imtina eder hâle gelmişiz. Aynı havayı soluyor, aynı toplantılarda kahkahalar atıyor; ama yalnız koridorlarda, asansörlerde birbirimize görmezden gelme mesafesi koyuyoruz.
Samimiyeti değerden düşüren, mesafeyi güç sanan bir kültür yaratmışız kendimize.

Herkesin birbirine otorite kurmaya çalıştığı, yan yana görünmekten bile çekinilen; iki güzel sözün “değer kaybı” gibi algılandığı bir düzen hâkim.
Şeffaf iletişimin tehlike olarak görüldüğü, kimin yanında konuşup kimin yanında susacağımızı hesapladığımız, zihinlerimizin “ne der, nasıl algılar, kim görür” kaygılarıyla dolup taştığı bir ortam…

Sonuç?
Herkes birbirine anlam yüklüyor ama kimse kimseye aslında değer vermiyor.
Ve tüm bu kurgunun ortasında işimizi bile kişiye göre yapar hâle geliyoruz.

Oysa…

Her güne yeniden doğar gibi başlasak,
İlk iş günümüzmüş gibi özen göstersek,
Market kasiyerine, garsona, taksi şoförüne gösterdiğimiz nezaketi birbirimize de göstersek…
İlişkilerimizin ne kadar sade, ne kadar huzurlu, ne kadar insani olabileceğini hayal bile edemiyoruz.

Hiçbirimiz birbirimizin aklındaki anlamlar kadar değiliz.
Hepimiz kendi içimizde koca bir dünya kadar yaşar ve yaşatırız.

Belki de insan ilişkilerini zorlaştıran biziz;
Kolaylaştıracak olan da yine biziz.
ığı ındalıki̇zbırakır

A post shared by @Gülşah Kara

İnsan İlişkilerini Abarttıkça Abarttık… Ama En Çok da Zorlaştırdık

Sabah saatlerinde çok değer verdiğim bir arkadaşım ile konuşurken, ikimizde de aynı anda bir farkındalık belirdi:
Birbirimize aslında çok da önem vermediğimizi zannederken, farkında olmadan birbirimize ne büyük anlamlar yüklediğimizi gördük.

Gün içinde “Merhaba”, “Günaydın”, “Kolay gelsin” demekten bile imtina eder hâle gelmişiz. Aynı havayı soluyor, aynı toplantılarda kahkahalar atıyor; ama yalnız koridorlarda, asansörlerde birbirimize görmezden gelme mesafesi koyuyoruz.
Samimiyeti değerden düşüren, mesafeyi güç sanan bir kültür yaratmışız kendimize.

Herkesin birbirine otorite kurmaya çalıştığı, yan yana görünmekten bile çekinilen; iki güzel sözün “değer kaybı” gibi algılandığı bir düzen hâkim.
Şeffaf iletişimin tehlike olarak görüldüğü, kimin yanında konuşup kimin yanında susacağımızı hesapladığımız, zihinlerimizin “ne der, nasıl algılar, kim görür” kaygılarıyla dolup taştığı bir ortam…

Sonuç?
Herkes birbirine anlam yüklüyor ama kimse kimseye aslında değer vermiyor.
Ve tüm bu kurgunun ortasında işimizi bile kişiye göre yapar hâle geliyoruz.

Oysa…

Her güne yeniden doğar gibi başlasak,
İlk iş günümüzmüş gibi özen göstersek,
Market kasiyerine, garsona, taksi şoförüne gösterdiğimiz nezaketi birbirimize de göstersek…
İlişkilerimizin ne kadar sade, ne kadar huzurlu, ne kadar insani olabileceğini hayal bile edemiyoruz.

Hiçbirimiz birbirimizin aklındaki anlamlar kadar değiliz.
Hepimiz kendi içimizde koca bir dünya kadar yaşar ve yaşatırız.

Belki de insan ilişkilerini zorlaştıran biziz;
Kolaylaştıracak olan da yine biziz.
ığı ındalıki̇zbırakır

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu