İnsan önce fark eder. Ne hissettiğini değil sadece; neden sustuğunu, neden ertelediğini, neden hep…

View this on InstagramFarkındalık bir “aydınlanma anı” değildir.
Daha çok, içinden geçen o sessiz cümledir:
“Burada bir şey bana ait değil.”Hayatın akışı tam da orada değişir.
Koşarken değil, durabildiğinde.
Herkes konuşurken değil, gerçekten dinleyebildiğinde.Farkındalık geldikçe;
seçimler netleşir,
tepkiler yavaşlar,
insan kendine daha az yabancı olur.Ve insan kendine yaklaştıkça,
hayata bıraktığı etki değişir.
Sesi yükselmeden duyulur,
varlığı açıklama gerektirmez.Farkındalık yoksa ne olur?
Hayat yaşanır ama hissedilmez.
Günler dolar ama anlam birikmez.
İnsan ilerlediğini sanır,
oysa sadece alıştığı yerde dönüp durur.O yüzden dönüşüm bir hedef değil,
bir fark ediştir.
Ve her fark ediş, insanın hayatla kurduğu ilişkiyi yeniden yazar.Çünkü bazı insanlar iz bırakmaz,
farkındalık bırakır.
İnsan önce fark eder.
Ne hissettiğini değil sadece;
neden sustuğunu, neden ertelediğini,
neden hep aynı döngüde kaldığını…
Farkındalık bir “aydınlanma anı” değildir.
Daha çok, içinden geçen o sessiz cümledir:
“Burada bir şey bana ait değil.”
Hayatın akışı tam da orada değişir.
Koşarken değil, durabildiğinde.
Herkes konuşurken değil, gerçekten dinleyebildiğinde.
Farkındalık geldikçe;
seçimler netleşir,
tepkiler yavaşlar,
insan kendine daha az yabancı olur.
Ve insan kendine yaklaştıkça,
hayata bıraktığı etki değişir.
Sesi yükselmeden duyulur,
varlığı açıklama gerektirmez.
Farkındalık yoksa ne olur?
Hayat yaşanır ama hissedilmez.
Günler dolar ama anlam birikmez.
İnsan ilerlediğini sanır,
oysa sadece alıştığı yerde dönüp durur.
O yüzden dönüşüm bir hedef değil,
bir fark ediştir.
Ve her fark ediş, insanın hayatla kurduğu ilişkiyi yeniden yazar.
Çünkü bazı insanlar iz bırakmaz,
farkındalık bırakır.




