Farkında Olan Kadın Düzeni Neden Korkutur? Cehaletin Gerçek Düşmanı Bilinçtir
Susturulmak istenen kadınlar neden rahatsız ediyor, bilinçlenen zihinler neden hedef alınıyor ve cehalet neden farkındalıktan kaçıyor, farkındalık iz bırakır

Aşağı çekmeye çalışılan her kadın, bir gerçeği daha görünür kılar:
Cehalet, en çok farkındalıktan korkar.
Kadınlar bugün cehaleti ortadan kaldıran birer “umut figürü” olarak alkışlanmıyor.
Tam tersine; düşünen, üreten, sorgulayan, sınır çizen her kadın; rahatsız edici bulunuyor.
Çünkü cehalet sessizlik ister.
Kadın farkındalığı ise gürültülüdür.
Kamuoyunda hâlâ aynı sahne oynanıyor:
Kadın güçlü ama fazla güçlü olmamalı.
Zeki ama rahatsız edici sorular sormamalı.
Başarılı ama erkekleri tedirgin etmemeli.
Ve mutlaka “desteklenmesi gereken” bir varlık olarak konumlanmalı.
Çünkü zayıf gösterilen kadın, yönetilebilir kadındır.
En büyük ironi şu:
Kadınlar eşitlik arayışında değil.
Bunu en iyi kendileri biliyor.
Onlar zaten eşit olduklarının farkında.
Mesele eşitlik değil; hâlâ ikinci sınıf muamele eden zihinlerle yaşamak zorunda bırakılmaları.
Kadınlara “destek veriyoruz” diyenlerin bir kısmı,
o desteği ancak kadın kendini aşırı hatırlatmadığı sürece sürdürüyor.
Bir noktadan sonra destek, yerini rahatsızlığa bırakıyor.
Çünkü bilinçlenen kadın; minnet etmez, razı olmaz, susmaz.
Kadının farkında olması gereken alan tam da burası:
Kim gerçekten yanında,
kim ise yalnızca onu kontrol edilebilir kaldığı sürece alkışlıyor?
Cehalet, kadınları susturarak var oldu.
Cehalet, kadınları bölerek güçlendi.
Cehalet, kadınları “iyi niyet” maskesiyle aşağı çekerek hayatta kaldı.
Ama artık kadınlar,
kendi seslerinin tonunu biliyor.
Kendi gölgelerinin bile farkında.
Ve en önemlisi;
cehaletin nerede alkış tuttuğunu, nerede rahatsız olduğunu ayırt edebiliyor.
İşte tam da bu yüzden korkuyorlar.
Çünkü farkında olan kadın,
hiçbir düzen için güvenli değildir.
Ve belki de asıl gerçek şudur:
Cehaleti ortadan kaldıracak olan şey eğitim değil,
kadının kendini hatırlamasıdır.




