Uncategorized

Kurumsalda Tercih Maskesi Altındaki Hak İhlalleri

Vicdan, Manipülasyon ve Kurum Kültürünün Görünmeyen Yüzü

Üst Akılla Bir Konuşmam Oldu, Bugün..!

“Kurumsalda hak ihlali mi, yoksa tercih mi?” diye sordum kendisine.

Her zaman savunduğum bir şey vardır: İletişimin gücü ve bulunduğunuz ortamdaki beş kişinin ortalaması olduğunuz gerçeği.

Hayatıma değen “üst akıl” dediğim kişiler, beni mutlaka bir yerlere taşıyan, tartışmalarda gönül koymayan, biraz ondan biraz benden masaya meze yapıp çözüm üretebildiğim kişilerdir. Hayatımın her döneminde böyle insanlar oldu. Onlar, beni yukarı taşır; yaşama dair bilmediklerimi öğretir ve öğrenmem gerektiğini hatırlatır. Neticede, ömrüm her şeyi deneyimleyecek kadar uzun olmadığı gibi imkânlar da her zaman fırsat sunmaz. Bu nedenle masayı güzel fikirler ve güzel insanlarla çevrelemeli; ama önce insan olduğuna emin olmalısınız.

Tüm bunlar, deneme-yanılma ile öğrenilir. Yenildiğimiz anlar daha fazladır. Ancak “bu da böyleymiş” diyerek yürümeyi, işte onlar öğretti. Kurumsal hayat bazen uzun bir satranç oyununa benzer. Kurallar bellidir; ancak bazen hamleleri kendi çıkarına göre değiştiren oyuncular vardır.

Asıl konumuz bu değil. Buradaki önemli nokta, üst aklın ne kadar farklı olduğu ve onun gibi birçok kişinin aynı fikre sahip olduğunu fark etmemdir. Kendisi der ki:
“Kurumsalda istediğin şeyin olmaması bir hak ihlali değil, tercihtir.”

Ben de tercihlere saygı duyarım. Ancak bu tercihin altı usulsüzlükle dolduruluyorsa, bu saygı ortadan kalkmaz mı? İşte tam burada duraksarım.

Aynı standartlara sahip ya da bir üst yeteneğe sahip kişiler söz konusu olduğunda, bunun tartışmasına girecek kadar düzeysiz değiliz. Görmüşlüğümüz, geçirmişliğimiz ve bir yerlerin tozunu almışlığımız var. Ancak hayat seviyemizi mütevazı olmaktan yana kullanmayı tercih ederiz. Bu, vasatın görgü karşısında haddini aşıp akıl vermeye başladığı noktada biter.

Sonuçta konu şu noktaya gelir: Bu durum, bir vicdan rahatlatma operasyonudur. Kurumsalda hiç değişmeyen manipülasyonlar vardır. Önce etiketlenirsiniz, ardından kişiye kendini suçlu hissettirilir, bir algı operasyonu yürütülür, dışlanırsınız ve günün sonunda özgüven kaybı yaşarsınız.

Bunları yaşayan kişi bir uyanış sürecine girer. Daha doğrusu, kendini iyileştirirken şu gerçeği fark eder:
“Hasta olan ben değilim, bu kültür hasta.”
Ve yola devam eder.

Usulsüz yapılan şeylerde, kurallar kişilerin menfaatleri doğrultusunda imtiyazlar kullanılarak kurallar dışında uygulanıyorsa; “seni seviyorum / seni sevmiyorum” dengesiyle yönetiliyorsa bu bir hak ihlalidir — hatta hakka tecavüzdür. Kurallar çerçevesinde, istenilen kriterlere daha yakın olan tercihler ise ekip ve kurum adına doğru tercihlerdir. Bu durum saygı görmelidir.

Gerisi teferruattır.
Vicdanlar rahatsız olmalıdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu