Uncategorized

Sessizliğin Çarşısı Bir yer düşünün ki içinde görünmeyen bir çarşı vardı: Satılan tek şey…

View this on Instagram

Sessizliğin Çarşısı

Bir yer düşünün ki içinde görünmeyen bir çarşı vardı:
Satılan tek şey sessizlikti.

Kimi korkudan satın alırdı, kimi menfaatten, kimi de “burası böyle” alışkanlığından…
Kural belliydi:
“Konuşanın başı ağrır.”

Bir gün kalabalığın içinde biri durdu: Duruş.

Yanlışlar sümen altından vicdan üstüne taşarken o uyardı:
— “Bu sessizlik büyüyor, iyi değil…”

Bu nush kimsenin kulağına değmedi.
Duymak sorumluluk gerektiriyordu;
sorumluluk ise bu çarşının para birimi değildi.

Derken tekrir indi:
“Bu nasıl oldu?
Neden kimse söylemedi?!”

Herkes masum rolüne sığındı.
Ama yanlış artık bir hata değil, bir kültürdü.

Sonra sıra geldi kötek gününe.
Gerçek bir sopa değil…
Kimi kapının önüne konur, kimi kızağa çekilir, kimi savunmasıyla baş başa bırakılır.
Acısı aynıdır: Gecikmiş adalet.

Ve kalabalığın içinde bir tek kişi dimdik ayakta kaldı: Duruş.
Çünkü o tehlike çalmadan önce konuşmuştu.

Geriye şu gerçek kaldı:

“Nush ile uslanmayan, tekrir ile anlamaz.
Kötek geldiğinde ise artık çok geçtir.”
ştirme

A post shared by @Gülşah Kara

Sessizliğin Çarşısı

Bir yer düşünün ki içinde görünmeyen bir çarşı vardı:
Satılan tek şey sessizlikti.

Kimi korkudan satın alırdı, kimi menfaatten, kimi de “burası böyle” alışkanlığından…
Kural belliydi:
“Konuşanın başı ağrır.”

Bir gün kalabalığın içinde biri durdu: Duruş.

Yanlışlar sümen altından vicdan üstüne taşarken o uyardı:
— “Bu sessizlik büyüyor, iyi değil…”

Bu nush kimsenin kulağına değmedi.
Duymak sorumluluk gerektiriyordu;
sorumluluk ise bu çarşının para birimi değildi.

Derken tekrir indi:
“Bu nasıl oldu?
Neden kimse söylemedi?!”

Herkes masum rolüne sığındı.
Ama yanlış artık bir hata değil, bir kültürdü.

Sonra sıra geldi kötek gününe.
Gerçek bir sopa değil…
Kimi kapının önüne konur, kimi kızağa çekilir, kimi savunmasıyla baş başa bırakılır.
Acısı aynıdır: Gecikmiş adalet.

Ve kalabalığın içinde bir tek kişi dimdik ayakta kaldı: Duruş.
Çünkü o tehlike çalmadan önce konuşmuştu.

Geriye şu gerçek kaldı:

“Nush ile uslanmayan, tekrir ile anlamaz.
Kötek geldiğinde ise artık çok geçtir.”
ştirme

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu