Uncategorized

Yengeçler Kulübü: Kimse Yükselmesin Diye Herkesin Aşağı Çekildiği Hayat

Bir kişinin cesaretiyle kırılan görünmez zincirler, korkuyla kurulan zihinsel sepetler ve özgürlüğün nasıl başladığını anlatan çarpıcı bir farkındalık hikâyesi

“Yengeçler Kulübü, Kimse Çıkmasın, Herkes Kalsın”
Sabahın erken saatlerinde, sis henüz denizin omuzlarından tam çekilmemişken, yaşlı bir balıkçı teknesi kıyıya yanaştı. Teknenin içinde bir sepet vardı: kapağı yok, kilidi yok, güvenlik önlemi hiç yok.

Ama sepetin içi kıpır kıpırdı.
Yengeçler, birbirlerinin üstünden tırmanıp kaçmaya çalışan bir taneyi aşağı çekiyor; biri “Ben çıkıyorum!” dedikçe diğerleri “O kadar da değil, hepimiz buradayken sen nereye?” diyordu sanki.

İçlerinden biri, adı Mavi olan küçük bir yengeçti. Hep meraklı, hep arayan, hep soran… Yükselmek için ilk adımı attığında bir anda arkasından bir pençe tuttu:

— Dur bakalım Mavi, dedi.
— Nereye gidiyorsun? Daha hiçbirimiz çıkamadık.

Mavi şaşırdı.
— Ama burası dar, havasız ve karanlık. Dışarıda kocaman bir dünya var. Belki de oraya çıkabilirim.

Diğer yengeçler güldü.
— “Hepimiz burada yaşıyoruz, sen kimsin de başka bir hayat arıyorsun?”
— “Zaten denemiştik, olmuyor o işler.”
— “Boşuna uğraşma, sonra geri düşersin.”

Mavi bir an durdu.
Sözler tanıdıktı.
Sepetin içindeki seslerden çok, hayatın içindeki seslere benziyordu.

Kimi iş yerindeki “olmazcı” ekip arkadaşlarına…
Kimi risk almaktan korkan yöneticilere…
Kimi başkasının yükselmesini kendine tehdit sayanlara…

O sırada balıkçı hafifçe gülümsedi.
Yanında oturan çocuğa döndü:

— Sepetin kapağını neden kapatmıyorsun dede? Kaçarlar!

Balıkçı sakince cevap verdi:

— Kaçamazlar evlat…
Bir tanesi üste çıktığında, diğerleri onu aşağı çekiyor.
Kapağa ihtiyaç yok.
Birbirinin özgürlüğünü korumak yerine birbirinin sınırını koruyan zihniyet, kendi kendini zaten tutuklar.

Mavi bu konuşmayı duydu.
İlk defa dışarıdan bir göz, içerideki gerçeği böyle net tarif ediyordu.

Derin bir nefes aldı.
Düşmekten korkmadı.
Çekilmekten korkmadı.
İlk defa, “belki de önemli değil” dedi, “kaç kez düşeceğim. Asıl mesele, çekilmekten vazgeçtiğim an.”

Ve o an…
Bir karar verdi:

“Ben çıkacağım. Çeken olursa da çıkacağım.
Çıktığımda da aşağıdakilere köstek değil, yol gösteren olacağım.”

Mavi tırmandı.
Her çekildikçe yeniden tuttu, yeniden yükseldi, yeniden denedi.
Güneşin ilk ışığını görene kadar.

Denizin üstüne çıktığında bir gerçeği anladı:

Sepet aslında insanın zihnindeydi.
Ve çıkmak isteyen herkese, önce kendi korkusu saldırıyordu.
Sonra da başkalarının korkusu.

Ama birileri yükselmeyi başarırsa, aşağıdakiler artık bir çıkış yolu olduğunu anlar.

Ve hikâyenin sonunda balıkçı, denize bıraktığı tek yengeci izlerken şöyle dedi:

— İşte özgürlük böyle başlar evlat…
Bir kişinin “ben çıkıyorum” cesareti, bir sürünün kaderini değiştirir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu