Uncategorized

Yaşamaya Terfi Etmeliyiz: Hedeflerle Değil İnsanla Büyüyen Başarı

Hız kültürü, kurumsal hırs ve görünmeyen emeğin gölgesinde kaybolan insan onurunu hatırlatan güçlü bir farkındalık çağrısı

Yaşamaya Terfi Etmeliyiz..!

Doğrudan sevdiklerinizi kendinize hedef seçin.
Çünkü hedef, yalnız varınca kutlanan bir sayı değil; yolda kim olduğumuzu belirleyen bir ölçüdür.

Soruyorum: Nereye yetişiyoruz?
Ajandalar dolu, bildirimler gürültülü; fakat günün sonunda içeride bir eksilme var.
Hızın gramerini ezberledik; insanın cümlelerini unuttuk.

Ben iş–yaşam dengesini saatle değil, tavırla okurum:
Nezaket; “müsait olunca”ya ertelenmeyecek kadar somut bir eylemdir.
Değer vermek; görünmez emeği görünür kılmaktır.
Adalet; masada payı olanın adını anmaktır.
Destek; birinin yükünü hafifletirken kendi ışığından kısmamaktır.

Hırs sessiz bir aşındırıcıdır;
zorbalık kurum kültürünün en pahalı kaçağıdır.
İkisi de performansı büyütüyor gibi görünür, insanı küçültür.
Oysa sürdürülebilir başarı, rakamlardan önce insan onurunu koruyan iklimde filizlenir.

Hedef tablomu güncelliyorum:
“Sevdiklerim” maddesini en üste alıyorum.
Altına üç kural yazıyorum:
— İşi bitirirken insanı eksiltme.
— Hızın içinde nezaketi eksiltme.
— Başarıyı, bir başkasının ışığını söndürmeden tanımla.

Unvan değişir, adres değişir, proje kapanır;
insanda bıraktığın his kalır.
Bu yüzden diyorum ki: önce yaşamaya terfi edelim;
takvim, rapor, toplantı—geri kalanı zaten ardından gelir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu