Uncategorized

Kurumsal Hayatta Olmazları Olduran Otorite mi, Oyunun Kuralları mı?

Bir fikrin değeri içeriğinden mi gelir, yoksa onu kimin söylediğinden mi? Kurumlarda “imkânsız” denilenlerin nasıl bir anda mümkün olduğunun perde arkası.

“Olmazları Olduran Otoritenin Ağırlığı mı, Yoksa Oyunun Kuralları mı?”

Kurumsal hayatta bazı şeyler vardır ki…
Aslında mümkündür.
Ama biz, sanki mümkün değilmiş gibi davranırız.
Seyrinde yapılabilecek işler, bir ilgi, bir çağrı ya da bir baskı olmadan nedense başlamaz.
Belki de bu, iş yapma kültürümüzün en görünmeyen zincirlerinden biridir.

Yıllarca üzerinde çalışılmış bir konuda, adım atmaya direnç gösterilir.
Bir sunum beklenir, bir karar komiteden çıkmaz…
Ta ki masaya otoritenin ağırlığı inene kadar.
Ve bir bakmışsınız, dün “imkânsız” denilen şey, bugün “olmazsa olmaz” oluvermiş.

Peki, bu dönüşümü tetikleyen nedir?
Kimi zaman otoritenin ağırlığı…
Ama çoğunlukla, doğru kişinin “onay damgası” vurmasıdır.
İlginçtir, bu damga bazen fikirden bile değerlidir.

İşte burada devreye kurumsal refleksler girer.
Önceki yapamadıysa “şartlar o zaman farklıydı” denir.
Yeni gelen yaptıysa “doğru kişi geldi” denir.
Ve konu kapanır.
Hiç kimse, bu sürecin neden baştan hızlanmadığını sormak istemez. Çünkü o sorunun cevabı, oyunun kurucusunu da sorgulamaktır.

Oysa gerçek ilerleme, “kimin” yaptığı değil, hangi fikrin hayat bulduğu ile ölçülür.
Ekibin değeri, tek bir imzanın değil, ortak aklın yarattığı ivmeden gelir.
Kişiler gelir geçer, ama fikre verilen değer kalıcı olur.

Kurumsal hayatta sahiplenme güçlü bir motivasyondur.
Ancak bu sahiplenme, konfor alanını bozacak ya da mevcut düzeni sorgulatacak fikirlerle karşılaştığında, hedef fikrin kendisi değil, çoğu zaman fikir sahibidir.
Eleştiri, önerinin içeriğine değil, onu dile getiren kişiye yönelir.
Ve yeni gelen o kişi, “mızıkçılık yapıyor” damgasıyla oyunun dışına itilmek istenir.

Aslında mesele kimin kazandığı değil.
Mesele, oyunun kimin kurallarıyla oynandığı.
Ve biz çoğu zaman farkında olmadan “başarı”dan çok “kuralları korumayı” seçeriz.
Belki de bu yüzden bazı olmazlar, ancak otoritenin ağırlığı, “doğru” fikir ve ekibin ortak desteği ile mümkün olur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu