Gülümseyen Maskelerin Ardındaki Kurumsal Şiddet: Mobbing Artık Yönetim Tarzı mı?
Etik Söylemlerle Gizlenen Zorbalık Kültürü İnsanları Nasıl Tüketiyor?

GÜLÜMSEYEN MASKELER, KANSERLİ RUHLAR..!
Mobbing, Kurumsal Hayatın Yeni Nesil Değeri mi, Yoksa En Kötü Taklidi mi?
Hayatım boyunca “ahlak” kelimesiyle yıldızım hiç barışmadı. O kadar konuşuldu, içi öyle bir boşaltıldı ki; herkesin elinde bir “ahlak turnusolü”, ama vicdanlar hâlâ kayıp. Samimiyet mi? O da çoktan göç etti bu topraklardan.
Belki de bu yüzden, karakterden türeyen “etik” kavramı bana hâlâ azıcık umut veriyor. Çünkü etik, lafta değil, hayatta ve davranışta olmalıydı. Oysa biz ne yapıyoruz?
Etik ilkelerini yere göğe sığdıramıyoruz, ama uygulamaya gelince…
Ah o “profesyonellik” masalları!
MOBBİNGİ PROFESYONELLİK KILIFIYLA PAZARLAYANLAR, KURUMUN İÇİNDEKİ ZEHİRİ ORGANİK DİYE SUNANLAR…
Bir de “burası böyle”, “alışmalısın”, “kasıt yok” diyenler var ya…
İşte asıl trajedi burada başlıyor.
Kime göre, neye göre etik?
Mobbing, nice yönetici için hâlâ “işletme yöntemi” olarak alkışlanıyor.
Bir bakmışsın toplantıda “şeffaflık”, “dürüstlük” dendiği anda, cam duvarların arkasında biri lime lime ediliyor.
Kurumsal hayatın o “görünmez” başarı formülleriyle, birinin ruhu kemirilirken diğerleri PowerPoint’te başarı slaytları izliyor.
Bravo!
Kime?
Yeteneksizliğini gizlemek için başkasını ezenlere, empati yoksunu yöneticilere, koltuğunu işkence aletine dönüştürenlere…
Ve sonra ne oluyor?
Sistemin çarkları arasında psikolojik travmalar, tükenmişlik sendromu, anksiyete, uyku bozukluğu…
Hem de sadece maruz kalanlar değil, o zorbalığa tanık olan herkes hastalanıyor.
Bilim diyor ki: Mobbing, insanı hem ruhen hem bedenen çürütür, devamsızlığı artırır, kurumu çökertir.
Ama olsun; yeter ki o “yeni nesil liderler” yine “başarı hikâyesi” yazsın!
Zorbaların gücüne methiyeler, kurbanların dramına sessizlik…
İşte bizim kurumsal etik tablomuz!
Ben, “Gemi limana yanaşmadan kimse terk etmeyecek!” diye bir yıl maaşsız çalışmış, ekibiyle kriz yöneten, liderini alkışlarla uğurlayan birinin gözünden soruyorum:
Bir insanın onurunu harcayarak, emeğini görmezden gelerek, sonra da bunu “şeffaflık” makyajıyla pazarlayarak nereye varmayı hedefliyorsunuz?
Sahi, kaç kişilik bir maskeniz var? Her yönetici toplantısında etik, geri döndüğünüzde mobbing?
Kısacası, “burası böyle” diye diye vicdanımızı körelttik, insanlığımızı pazarlık konusu yaptık.
Ve hâlâ “etikten” dem vuruyoruz.
Etik kitaplarını toplantı masalarında dekor olarak taşıyan, mobbingi statü sembolüne çeviren herkes için söylüyorum:
Siz yolunuzu bulursunuz, peki ya kaybettiğiniz insanlığınızı nerede bulacaksınız?
Bugün birinin onuru, yarın senin huzurun olur.
“Burası böyle” diyenlerden olma, mobbingin gölgesinde değil, insanlığın tarafında dur!
Senin iş hayatında duyduğun en absürt mobbing bahanesi neydi?
Bekliyorum, çünkü buralar ironisiz çekilmiyor.




