Uncategorized

“Yengeçler Kulübü: Kimse Çıkmasın, Herkes Kalsın” Sabahın sessizliğinde bir balıkçı teknesi kıyıya yanaştı. Sepetin…

View this on Instagram

“Yengeçler Kulübü: Kimse Çıkmasın, Herkes Kalsın”

Sabahın sessizliğinde bir balıkçı teknesi kıyıya yanaştı. Sepetin kapağı yoktu ama içindekiler yine de kaçamıyordu. Çünkü her çıkmaya çalışan yengeç, diğerleri tarafından aşağı çekiliyordu.

İçlerinden biri, meraklı küçük Mavi, dışarı çıkmak için ilk adımı attığında hemen bir ses yükseldi:

— “Dur bakalım, hepimiz buradayken sen nereye?”

Mavi şaşırdı.
“Burası dar ve karanlık. Dışarıda daha büyük bir dünya var,” dedi.

Ama diğerleri alay etti:
— “Biz denedik, olmuyor.”
— “Boşuna uğraşma, geri düşersin.”
— “Sen kimsin de çıkacaksın?”

O sesler tanıdıktı…
İş yerinden, hayattan, risk almaktan korkanlardan.

Kıyıdaki çocuk sordu:
— “Dede, sepetin kapağını neden kapatmıyorsun?”
Balıkçı gülümsedi:
— “Gerek yok evlat. Birbirini yukarı çeken değil, aşağı çeken bir grup zaten kaçamaz.”

Mavi derin bir nefes aldı:
“Kaç kere düşeceğim önemli değil. Çekilmemeye karar verdiğim an her şey değişir.”

Ve tırmanmaya başladı.
Her çekilişte yeniden.
Her düşüşte yeniden.
Ta ki güneşin ilk ışığını görene kadar.

Orada anladı:
Gerçek sepet, zihindeydi.
Önce kendi korkun çeker, sonra başkalarının.

Ama biri çıkmayı başarırsa, diğerleri de yolun mümkün olduğunu görür.

Balıkçı, Mavi’yi denize bırakırken fısıldadı:
“Özgürlük böyle başlar evlat…
Bir kişinin cesareti, bir sürünün kaderini değiştirir.”
ştirme

A post shared by @Gülşah Kara

“Yengeçler Kulübü: Kimse Çıkmasın, Herkes Kalsın”

Sabahın sessizliğinde bir balıkçı teknesi kıyıya yanaştı. Sepetin kapağı yoktu ama içindekiler yine de kaçamıyordu. Çünkü her çıkmaya çalışan yengeç, diğerleri tarafından aşağı çekiliyordu.

İçlerinden biri, meraklı küçük Mavi, dışarı çıkmak için ilk adımı attığında hemen bir ses yükseldi:

— “Dur bakalım, hepimiz buradayken sen nereye?”

Mavi şaşırdı.
“Burası dar ve karanlık. Dışarıda daha büyük bir dünya var,” dedi.

Ama diğerleri alay etti:
— “Biz denedik, olmuyor.”
— “Boşuna uğraşma, geri düşersin.”
— “Sen kimsin de çıkacaksın?”

O sesler tanıdıktı…
İş yerinden, hayattan, risk almaktan korkanlardan.

Kıyıdaki çocuk sordu:
— “Dede, sepetin kapağını neden kapatmıyorsun?”
Balıkçı gülümsedi:
— “Gerek yok evlat. Birbirini yukarı çeken değil, aşağı çeken bir grup zaten kaçamaz.”

Mavi derin bir nefes aldı:
“Kaç kere düşeceğim önemli değil. Çekilmemeye karar verdiğim an her şey değişir.”

Ve tırmanmaya başladı.
Her çekilişte yeniden.
Her düşüşte yeniden.
Ta ki güneşin ilk ışığını görene kadar.

Orada anladı:
Gerçek sepet, zihindeydi.
Önce kendi korkun çeker, sonra başkalarının.

Ama biri çıkmayı başarırsa, diğerleri de yolun mümkün olduğunu görür.

Balıkçı, Mavi’yi denize bırakırken fısıldadı:
“Özgürlük böyle başlar evlat…
Bir kişinin cesareti, bir sürünün kaderini değiştirir.”
ştirme

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu