Uncategorized

Üç Maymunu Oynamak: Kurumlarda Sessizliğin Nasıl Erdeme Dönüştürüldüğü

Görmemek, duymamak ve konuşmamak neden bugün ahlâk değil kariyer stratejisi sayılıyor? Kurumsal kültürde üç maymunun tersyüz edilen hikâyesi

Üç Maymun’un Orijinali ve Bizim Hâlimiz
Üç maymun; görmedim, duymadım, söylemedim diye bilinir.
Ama orijinal hikâye, sandığımız kadar masum değildir.

Bu figürlerin kökeni, 17. yüzyılda Japonya’da Nikkō Tōshō-gū tapınağındaki ahşap kabartmalara dayanır.

Üç maymunun adı vardır:
Mizaru – Kötülüğü görmez
Kikazaru – Kötülüğü duymaz
Iwazaru – Kötülüğü söylemez

Buradaki “zaru” eki hem olumsuzluk hem de maymun anlamına gelir.
Yani hikâye aslında bir kelime oyunu kadar, bir ahlâk öğretisidir.

Orijinali şudur:
Kötülüğü hayatına alma.
Kötülüğü yayma.
Kötülüğün parçası olma.

Ama biz ne yaptık?
Mesajı ters çevirdik.

Bugün üç maymun,
erdemin değil,
farkındalığın değil,
vicdanın değil…
konforun sembolü.

Kurumsal hayatta sıkça görüyoruz:
Yanlışı görüyor ama “görmedim” diyoruz.
Hak ihlalini duyuyor ama “duymadım” diye susuyoruz.
Yanlış kararı biliyor ama “söylemedim” diye pozisyon alıyoruz.
Ve sonra şaşırıyoruz:
“Neden bu kültür bozuldu?”
“Neden güven kalmadı?”
“Neden itibar eriyor?”
Çünkü üç maymun,
ahlâk öğretisi olmaktan çıkıp
örgütsel kaçış planına dönüştü.

Üç maymunu oynamak tarafsızlık değildir.
Sessizlik; çoğu zaman, en gür onaydır.
Gerçek liderlik,
kör olmamak,
sağır kalmamak,
susarak korunmamakla başlar.
Farkındalık tam da burada devreye girer.
Çünkü fark eden insan,
artık maymun rolü yapamaz.

Sizce kurumlarda en çok hangi maymun ödüllendiriliyor:
Görmeyen mi, duymayan mı, konuşmayan mı?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu