Uncategorized

İyilik Sessiz Olmaz, Bir Telefonla Hayat Kurtulur, Toplumsal Duyarsızlığa Karşı

Bir köpeğin gözleriyle başlayan vicdan yolculuğu, küçük bir davranışın nasıl büyük bir iyiliğe dönüştüğünü gösteriyor ve toplumun dönüşüm gücünü hatırlatıyor.

Hayatta inandığım bir şey varsa o da şudur: imtihan içinde imtihan vardır. Bu yüzden yüksek farkındalıkla yaşamak, hayatı anlamlı kılar. Bugün bunu küçük ama çarpıcı bir olayla gördüm — ve bu hikâye yalnızca bana ait değil; bize ait.

Toplum olarak algıda öfkeyi, nefreti ve şiddeti normalleştirmeye alışıyoruz. Kötüyü parmakla göstermek kolayımıza geliyor; iyi olanı takdir etmek, teşekkür etmek ise göz ardı ediliyor. Neyi düşünür ve konuşursanız onun çoğaldığına inanırım. Ama ne yazık ki “olması gerekenleri” söylediğimizde hemen “sürekli negatif konuşuyor” damgasını yiyiyoruz. Böylece ya kötüye susuyoruz, ya da kötü sürekli konuşularak sanki iyi hiçbir şey yokmuş gibi bir kabullenmeye sürükleniyoruz. Kendimizi duyarsızlığa alıştırıyoruz — ve bu duyarsızlığın normal olduğunu kabule zorluyoruz.

Dün aracımı park ettiğim yerde hareketsiz, nefes alan, sanki güneşleniyormuş gibi yatan bir köpeğe şahit oldum. Göz göze geldik; sadece bakıyordu. Normalde varlığımdan rahatsız olup kalkmasını beklerdim. Fakat o sadece bakıyordu. Elimde tesadüfen bir su şişesi vardı; susuz kalma endişesiyle uzatmak istedim ama ağızını açmadı, ses çıkarmıyordu — sadece gözlerime bakıyordu. Garip bir şey vardı. Diz çöktüm ve izlemeye başladım. Sinekler başına üşüşmüş, sadece ön ayakları kıpırdıyor, felçli gibiydi. Köpek o kadar ağırdı ki kaldıramayacağımı hissettim. Bırakmak içimden gelmiyordu; kendimden utanıyordum. Mesaim başlamak üzereydi.

Aklıma gelen ilk şeyi yaptım: 153 — Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çağrı merkezini aradım. İlçe müdürlüğüne yönlendirildim; görevli gereken bilgileri aldı. Yine de işimin başına dönmek zorundaydım. Bedenen işe gitmiştim ama ruhum orada kalmıştı. Çok kısa sürede yetkililer geri döndü; telefonla yönlendirmemle köpeği bulup teslim aldılar, tedavisi için götürdüler. Sürekli bilgi verdiler, ilgiliydiler. Günüme, dünya için benim için olağanüstü ve kıymetli bir iş ile son verdim.

Buradaki hikâyede “ben” yok; bu hikâyede hepimiz varız. Eğer biz değişirsek, dünya değişir. Sürekli ülkemizi katliam meydanlarına çevirip kötüyü empoze etmek yerine, güzel olanı da paylaşalım. İyiyi konuşmak, takdir etmek, teşekkür etmek hem kendimizi hem çevremizi dönüştürür. Herkes üzerine düşeni insanî değerlerle yaparsa önce kendimiz, sonra çevremiz; ardından da dünyamız değişir.

Bugün küçük bir davranışın zincirleme etkisini izledim: bir göz göze gelme, bir telefon, bir ekip… Hepsi hayat kurtarmaya uzandı. İyilik, yüksek sesle ilan edilmemiş olsa da vardır — ve duyurulmalı. Çünkü konuştuğumuz diller dünyanın aynası olur.

Farkındalık eyleme dönüştüğünde iz bırakır. Farkındalık iz bırakır.

Çok teşekkürler
Sayın Fatma Kaplan Hürriyet

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu